Bahar, Evrenin Güneşi Olmaya Hazır mısın?
Bölüm 2. Kısım 3
Ağzı kurudu. Leyla elini uzatıp gözlüğünü onun başından aldı. O ise sadece orada durmuş, Bahar’ın yeşillikleri yıkayıp suyunu lavaboya süzdüğünü, sonra arkasını dönüp mutfağın derinliklerine gittiğini izliyordu. Bahar ne ona bakmıştı ne de geldiğini fark etmiş gibi davranmıştı. Hiçbir duygu belirtisi göstermemişti.
— Profesör, her şeyi ağzına
götürmesine izin vermeyin, — dedi Siren.
götürmesine izin vermeyin, — dedi Siren.
— Güneşim, — Evren
gözlüklerini küçük parmakların arasından nazikçe kurtararak, — hadi büyükanneye
gidelim, — dedi.
gözlüklerini küçük parmakların arasından nazikçe kurtararak, — hadi büyükanneye
gidelim, — dedi.
Altı ay önce bu eve davet
edilmek onun için ne kadar kolay ve sıradansa, şimdi ise kendi geliyordu. Artık
kimse ona öyle kolayca güvenmeyecek, en kıymetli varlıklarını — Bahar’ı — ona
emanet etmeyecekti. Bahar’ın asla yalnız olmadığını, her zaman ailesiyle
birlikte olduğunu, ailenin onun için ne kadar önemli olduğunu geç fark etmişti.
Ve şimdi, onun ailesine kabul edilmesi için bir şeyler yapması gereken kişi
yine kendisiydi. Çünkü bunu gerçekten istiyordu. Evren birden fark etti —
Bahar’ın ailesinin bir parçası olmayı çok istiyordu.
edilmek onun için ne kadar kolay ve sıradansa, şimdi ise kendi geliyordu. Artık
kimse ona öyle kolayca güvenmeyecek, en kıymetli varlıklarını — Bahar’ı — ona
emanet etmeyecekti. Bahar’ın asla yalnız olmadığını, her zaman ailesiyle
birlikte olduğunu, ailenin onun için ne kadar önemli olduğunu geç fark etmişti.
Ve şimdi, onun ailesine kabul edilmesi için bir şeyler yapması gereken kişi
yine kendisiydi. Çünkü bunu gerçekten istiyordu. Evren birden fark etti —
Bahar’ın ailesinin bir parçası olmayı çok istiyordu.
Arkasında Uraz bir şeyler
homurdandı, Siren ise alçak sesle karşılık verdi. Evren artık sinirlenmiyordu.
Çocukların ona mesafeli davranmalarının suçlusu zaten kendisiydi. Belki
Gülçiçek ve Rehi’nin düğününde gülümsüyorlardı ama nedeni başkaydı. Artık her
şey değişmişti. Bahar kapıyı açmamış, onu eşiğe kadar karşılamamıştı. Yemekleri
getirip masaya koyarken bakışı şöylece üstünden kaymıştı.
homurdandı, Siren ise alçak sesle karşılık verdi. Evren artık sinirlenmiyordu.
Çocukların ona mesafeli davranmalarının suçlusu zaten kendisiydi. Belki
Gülçiçek ve Rehi’nin düğününde gülümsüyorlardı ama nedeni başkaydı. Artık her
şey değişmişti. Bahar kapıyı açmamış, onu eşiğe kadar karşılamamıştı. Yemekleri
getirip masaya koyarken bakışı şöylece üstünden kaymıştı.
Sıradan bir bakıştı. Ve o
bakıştan hiçbir şey okuyamamıştı. Garipti. Daha önce hep hissederdi, ama şimdi
Bahar ona tamamen kapanmıştı. Ve yine, suçlayacak başka kimse yoktu. Mert’i
çocuk sandalyesine yerleştiren Uraz yanına geldi. Evren gönülsüzce hem Leyla’yı
hem de Mert’i ona bıraktı, sonra eline evrakları aldı. Elleri boş kalmasın
istiyordu, bir meşgale lazımdı.
bakıştan hiçbir şey okuyamamıştı. Garipti. Daha önce hep hissederdi, ama şimdi
Bahar ona tamamen kapanmıştı. Ve yine, suçlayacak başka kimse yoktu. Mert’i
çocuk sandalyesine yerleştiren Uraz yanına geldi. Evren gönülsüzce hem Leyla’yı
hem de Mert’i ona bıraktı, sonra eline evrakları aldı. Elleri boş kalmasın
istiyordu, bir meşgale lazımdı.
Merdivenlere bakmamaya
çalıştı. Hafızasında hâlâ çok canlıydı o birkaç gün önceki anlar — birlikte
yukarı çıkarken öpüştükleri an, sabah sessizce aşağı inmeye çalıştığı an…
Başını salladı. Gerçek miydi bu? Yoksa sadece bir rüya mıydı? Belki de o gece
hiç olmamıştı. Belki sadece öyle olmasını istediği için gerçeğe inanmıştı. Ama
Bahar’ın bu kadar soğuk, bu kadar kayıtsız olması… O gerçekti. Hiç kimse bir
şey söylememişti ama kimse de onu kovmamıştı.
çalıştı. Hafızasında hâlâ çok canlıydı o birkaç gün önceki anlar — birlikte
yukarı çıkarken öpüştükleri an, sabah sessizce aşağı inmeye çalıştığı an…
Başını salladı. Gerçek miydi bu? Yoksa sadece bir rüya mıydı? Belki de o gece
hiç olmamıştı. Belki sadece öyle olmasını istediği için gerçeğe inanmıştı. Ama
Bahar’ın bu kadar soğuk, bu kadar kayıtsız olması… O gerçekti. Hiç kimse bir
şey söylememişti ama kimse de onu kovmamıştı.
Nevra aşağı indi, yerine
oturdu. Uraz ve Siren çocuklarla birlikte yerleşti. Parla ve Yusuf birlikte
girdiler içeri, bir şeyler konuşuyorlardı. Yusuf mu?! Evren ona
bakarken içinden bir huzursuzluk yükseldi. Bu eve adım attığından beri ilk defa
böyle bir his yaşıyordu. Bu adam Bahar’ın evinde ne yapıyordu? Bahar’la onun
stajını, okulunu konuşmamışlardı bile. Hatta neredeyse hiçbir şeyi
konuşmamışlardı. Ama bu çocuk, evde kendini gayet rahat hissediyordu.
oturdu. Uraz ve Siren çocuklarla birlikte yerleşti. Parla ve Yusuf birlikte
girdiler içeri, bir şeyler konuşuyorlardı. Yusuf mu?! Evren ona
bakarken içinden bir huzursuzluk yükseldi. Bu eve adım attığından beri ilk defa
böyle bir his yaşıyordu. Bu adam Bahar’ın evinde ne yapıyordu? Bahar’la onun
stajını, okulunu konuşmamışlardı bile. Hatta neredeyse hiçbir şeyi
konuşmamışlardı. Ama bu çocuk, evde kendini gayet rahat hissediyordu.
Yusuf’la göz göze geldiler.
Yusuf, sandalyenin arkasını kavramıştı. Sadece ona bakıyordu. Ve Evren
anlayamıyordu: Ondan ne istiyordu? Neden bu çocuktan hoşlanmamıştı? Yusuf ona
hiçbir şey yapmamıştı ki. Bahar onunla nasıl bu kadar rahat, bu kadar içten konuşabiliyordu?
Sanki yıllardır tanıyormuş gibi.
Yusuf, sandalyenin arkasını kavramıştı. Sadece ona bakıyordu. Ve Evren
anlayamıyordu: Ondan ne istiyordu? Neden bu çocuktan hoşlanmamıştı? Yusuf ona
hiçbir şey yapmamıştı ki. Bahar onunla nasıl bu kadar rahat, bu kadar içten konuşabiliyordu?
Sanki yıllardır tanıyormuş gibi.
Bahar, Yusuf’a masadaki
yerini gösterdi. Yusuf hemen oturdu, göz ucuyla hâlâ Evren’e bakıyordu. Herkes
oturmuştu artık, sadece Bahar ve Evren ayaktaydı. Umay ise ortalıkta
görünmüyordu.
yerini gösterdi. Yusuf hemen oturdu, göz ucuyla hâlâ Evren’e bakıyordu. Herkes
oturmuştu artık, sadece Bahar ve Evren ayaktaydı. Umay ise ortalıkta
görünmüyordu.
Bahar onu görmezden gelmeye
devam ediyordu. Daha doğrusu, sanki hiç vakti yokmuş gibi davranıyor, ama yine
de herkesle ilgileniyordu — yalnızca onu bilerek es geçiyordu.
devam ediyordu. Daha doğrusu, sanki hiç vakti yokmuş gibi davranıyor, ama yine
de herkesle ilgileniyordu — yalnızca onu bilerek es geçiyordu.
— Evren, — adını aynı anda hem Umay’dan hem de Bahar’dan duyduğunda
neredeyse irkildi.
neredeyse irkildi.
Onun adını ağzından duymayı ne kadar beklemişti… Ama sonunda duyduğunda
hangisinin önce söylediğini bile ayırt edememişti. Umay’ı da Bahar’ı da hemen
fark etmemişti. İkisi de yanına gelmiş, farklı yönlerden aynı sandalyeyi işaret
etmişti… Bahar’ın karşısındaki, masanın öbür ucundaki yer — o ise herkes oturduktan
sonra baş köşeye oturmuştu.
hangisinin önce söylediğini bile ayırt edememişti. Umay’ı da Bahar’ı da hemen
fark etmemişti. İkisi de yanına gelmiş, farklı yönlerden aynı sandalyeyi işaret
etmişti… Bahar’ın karşısındaki, masanın öbür ucundaki yer — o ise herkes oturduktan
sonra baş köşeye oturmuştu.
Herkes yemeğe başladı. Ne Nevra konuşuyordu, ne de Evren. Bahar ara sıra
birkaç kelime ediyordu ama hiçbiri ona yönelik değildi, bir kez bile dönüp bir
şey sormadı. Kimse sormadı zaten neden gelmişti, neden bu masaya oturmuştu…
Evren bir anda kendini bu evde bir misafir gibi hissetti… Oysa bir zamanlar bu
ailenin tam anlamıyla bir parçası olma şansı vardı… Biraz daha sabretseydi,
biraz daha anlayışlı olsaydı. Evet, sabretmişti ama yanlış yerlerde, yanlış
şekilde. Ve şimdi onlar artık onsuz yaşıyorlardı… ve artık Timursuz da. Başarmışlardı.
birkaç kelime ediyordu ama hiçbiri ona yönelik değildi, bir kez bile dönüp bir
şey sormadı. Kimse sormadı zaten neden gelmişti, neden bu masaya oturmuştu…
Evren bir anda kendini bu evde bir misafir gibi hissetti… Oysa bir zamanlar bu
ailenin tam anlamıyla bir parçası olma şansı vardı… Biraz daha sabretseydi,
biraz daha anlayışlı olsaydı. Evet, sabretmişti ama yanlış yerlerde, yanlış
şekilde. Ve şimdi onlar artık onsuz yaşıyorlardı… ve artık Timursuz da. Başarmışlardı.
Bir de onu çileden çıkaran şey, Bahar’ın telefonuna durmaksızın
bildirimlerin düşmesiydi. Ekran sürekli yanıp sönüyor, telefon arada bir
titriyordu. Kim yazıyordu ona? Kim bu kadar mesaj atıyordu? Yoksa biriyle mi
tanışmıştı ve onun haberi mi yoktu henüz? Bahar bazen telefonu eline alıyor,
ekrana göz atıyor, bazen de sadece parmağıyla bildirimi kaydırıp geçiyordu.
bildirimlerin düşmesiydi. Ekran sürekli yanıp sönüyor, telefon arada bir
titriyordu. Kim yazıyordu ona? Kim bu kadar mesaj atıyordu? Yoksa biriyle mi
tanışmıştı ve onun haberi mi yoktu henüz? Bahar bazen telefonu eline alıyor,
ekrana göz atıyor, bazen de sadece parmağıyla bildirimi kaydırıp geçiyordu.
Evren hiçbir şey yiyemiyordu, oysa çok açtı. Ama lokmalar boğazından
geçmiyordu. Su içiyor, arada bir bir parça yemeği ağzına atıyor, zorla
yutuyordu. Onunla konuşmak istiyordu, mutfakta yalnız kalmak, yaklaşmak,
gözlerinin içine bakmak, o gecenin gerçekten yaşandığını, Bahar’ın
hatırladığını görmek istiyordu. Çünkü Bahar… onun tanıdığı Bahar böyle
davranmazdı. Mutlaka bir bakışıyla, bir hareketiyle belli ederdi kendini. Ama
bu yeni, neredeyse tanımadığı Bahar’dan hiçbir şey okuyamıyordu.
geçmiyordu. Su içiyor, arada bir bir parça yemeği ağzına atıyor, zorla
yutuyordu. Onunla konuşmak istiyordu, mutfakta yalnız kalmak, yaklaşmak,
gözlerinin içine bakmak, o gecenin gerçekten yaşandığını, Bahar’ın
hatırladığını görmek istiyordu. Çünkü Bahar… onun tanıdığı Bahar böyle
davranmazdı. Mutlaka bir bakışıyla, bir hareketiyle belli ederdi kendini. Ama
bu yeni, neredeyse tanımadığı Bahar’dan hiçbir şey okuyamıyordu.
O gece onun için bir işaretti, bir dönüm noktasıydı. Öylece geçip gitmiş
olamazdı. Bahar onu yatağına davet etmişti, sevgi istemişti… Sonrasında böyle
davranamazdı. Evren, onun ördüğü duvarı aşması gerektiğini biliyordu. İstemek
mi? Bahar’ın istemesi gerekmemeliydi. Sandalyede huzursuzca kıpırdandı.
Neden böyle olmuştu? Neden Bahar ondan bir şey istemek zorunda kalmıştı? Ve
sonunda, masada onunla göz göze geldi — Bahar onu bir zamanlar yüceltmişti…
şimdi ise aynı kolaylıkla yere indirmişti.
olamazdı. Bahar onu yatağına davet etmişti, sevgi istemişti… Sonrasında böyle
davranamazdı. Evren, onun ördüğü duvarı aşması gerektiğini biliyordu. İstemek
mi? Bahar’ın istemesi gerekmemeliydi. Sandalyede huzursuzca kıpırdandı.
Neden böyle olmuştu? Neden Bahar ondan bir şey istemek zorunda kalmıştı? Ve
sonunda, masada onunla göz göze geldi — Bahar onu bir zamanlar yüceltmişti…
şimdi ise aynı kolaylıkla yere indirmişti.
Masayı toplamak için yardım etmek istemişti ama onu öyle kolayca geri
çevirdiler ki, sadece yerinden kalktı ve kenara çekildi. Sonrasında hep
birlikte çay içildi. Bahar’ın az da olsa yediğini görüyordu ama kendisi hâlâ aç
olmasına rağmen yiyemiyordu. Sabırla bekliyordu, ne zaman çay faslı bitecek,
herkes ne zaman odalarına dağılacak… ama kimsenin acele ettiği yoktu. Sonunda
Bahar mutfağa geçtiğinde, Evren belgeleri kaptı, ama kapıda Yusuf’la burun
buruna geldi. Yusuf sanki kasıtlı olarak önünü kesmiş gibiydi. Evren sert bir
bakış atıp yanından geçti.
çevirdiler ki, sadece yerinden kalktı ve kenara çekildi. Sonrasında hep
birlikte çay içildi. Bahar’ın az da olsa yediğini görüyordu ama kendisi hâlâ aç
olmasına rağmen yiyemiyordu. Sabırla bekliyordu, ne zaman çay faslı bitecek,
herkes ne zaman odalarına dağılacak… ama kimsenin acele ettiği yoktu. Sonunda
Bahar mutfağa geçtiğinde, Evren belgeleri kaptı, ama kapıda Yusuf’la burun
buruna geldi. Yusuf sanki kasıtlı olarak önünü kesmiş gibiydi. Evren sert bir
bakış atıp yanından geçti.
Mutfağa girdiğinde durakladı. Suyun sesi salondan gelen sesleri
bastırmıyordu ama kimse bu alana müdahale etmiyordu. Akşam boyunca ilk kez
yalnız kalmışlardı.
bastırmıyordu ama kimse bu alana müdahale etmiyordu. Akşam boyunca ilk kez
yalnız kalmışlardı.
Bahar, sanki o yokmuş gibi bulaşıkları yıkıyordu. Evren belgeleri masaya
bıraktı, dolaptan bir havlu aldı ve onun yanına geçti. Bahar göz ucuyla ona
baktı ama yıkamaya devam etti. O ise bir tabak aldı, kurulamaya başladı.
Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi — eskisi gibi… her şeyi birlikte yaparlardı.
Birlikte yemek hazırlar, masayı toplar, birlikte kahve içerlerdi.
bıraktı, dolaptan bir havlu aldı ve onun yanına geçti. Bahar göz ucuyla ona
baktı ama yıkamaya devam etti. O ise bir tabak aldı, kurulamaya başladı.
Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi — eskisi gibi… her şeyi birlikte yaparlardı.
Birlikte yemek hazırlar, masayı toplar, birlikte kahve içerlerdi.
Bahar işini bitirip ellerini kuruladı. Hâlâ konuşmuyordu. Akvaryumun
yanındaki sehpadan gelen telefon sesi kesilmemişti. Birisi ısrarla onun
ilgisini istiyordu, ama Evren biliyordu — onun ilgisini isteyen tek kişi
kendisiydi. Bahar sehpadan telefonu aldı. Evren elindeki son bardağı silerken
arkasını döndü. Bahar ekranı açtı, kaşlarını çattı, bir süre baktı, sonra
masanın etrafından dolanarak küçük koltuğa oturdu. Evren’in getirdiği dosyayı
kenara itti. Her şeyi… onunla ilgili ne varsa görmezden geliyordu. Ama yardım
etmesine izin vermişti. Evren gülümsedi. Onun en sevdiği kupaları buldu, kahve
makinesini açtı, kahveyi hazırlamaya başladı. Bahar farkında olmadan onu
izliyordu ama hâlâ sessizdi. Ve o da konuşmadı. Bunca zamandan sonra ilk kez
bir odada yalnız kalmışlardı, kimse karışmıyordu. Ve Evren hem ne yapacağını
biliyordu… hem de hiç bilmiyordu.
yanındaki sehpadan gelen telefon sesi kesilmemişti. Birisi ısrarla onun
ilgisini istiyordu, ama Evren biliyordu — onun ilgisini isteyen tek kişi
kendisiydi. Bahar sehpadan telefonu aldı. Evren elindeki son bardağı silerken
arkasını döndü. Bahar ekranı açtı, kaşlarını çattı, bir süre baktı, sonra
masanın etrafından dolanarak küçük koltuğa oturdu. Evren’in getirdiği dosyayı
kenara itti. Her şeyi… onunla ilgili ne varsa görmezden geliyordu. Ama yardım
etmesine izin vermişti. Evren gülümsedi. Onun en sevdiği kupaları buldu, kahve
makinesini açtı, kahveyi hazırlamaya başladı. Bahar farkında olmadan onu
izliyordu ama hâlâ sessizdi. Ve o da konuşmadı. Bunca zamandan sonra ilk kez
bir odada yalnız kalmışlardı, kimse karışmıyordu. Ve Evren hem ne yapacağını
biliyordu… hem de hiç bilmiyordu.
Ve yaptı. Kahveyi hazırladı, fincanı alıp onun yanındaki sehpaya koydu. Sonra
bir tabak kurabiye getirdi ve onun yanına oturdu.
bir tabak kurabiye getirdi ve onun yanına oturdu.
— Ne yapıyorsun, Evren? — dedi Bahar.
Sesini duyunca içinde bir şeyler titreşti. Ona bakmıştı. Kalkmamıştı,
gitmemişti. Onun yaptığı, onun sunduğu kahveyi kabul etmişti.
gitmemişti. Onun yaptığı, onun sunduğu kahveyi kabul etmişti.
— Kahve içiyorum, — dedi Evren, gözlerini ondan ayıramayarak. Sözleri
üzerine Bahar’ın kaşları hafifçe kalktı.
üzerine Bahar’ın kaşları hafifçe kalktı.
Ne kadar uzun zaman olmuştu… böyle, yan yana oturmayalı. Bahar ev
kıyafetleriyle yanındaydı, diğer odada çocuklar ve torunlar… onun ailesi.
Şimdilik yalnızca onun ailesi… Ve Evren gülümsedi, gözleri hâlâ hüzünlü olsa
da.
kıyafetleriyle yanındaydı, diğer odada çocuklar ve torunlar… onun ailesi.
Şimdilik yalnızca onun ailesi… Ve Evren gülümsedi, gözleri hâlâ hüzünlü olsa
da.
Bahar’ın telefonu yine öttü, o da bakışlarını ekrana indirdi. Evren
dişlerini sıktı. Bu artık sabrının sınırıydı. Kendini zor tutuyordu, ne
olduğunu anlayamıyordu. Hayır. Aslında gayet iyi biliyordu. Tek istediği,
Bahar’ın telefonu bırakıp sadece ona bakmasıydı. Neden geldiğini anlatmak
istiyordu. Çünkü bu gerçekten önemliydi. Çünkü… Ve sonunda bunu yüksek sesle
dile getirdi:
dişlerini sıktı. Bu artık sabrının sınırıydı. Kendini zor tutuyordu, ne
olduğunu anlayamıyordu. Hayır. Aslında gayet iyi biliyordu. Tek istediği,
Bahar’ın telefonu bırakıp sadece ona bakmasıydı. Neden geldiğini anlatmak
istiyordu. Çünkü bu gerçekten önemliydi. Çünkü… Ve sonunda bunu yüksek sesle
dile getirdi:
— Sana ihtiyacım var, Bahar, — dedi.
Onun bu sözlerine Bahar irkildi, bakışını ekrandan kaçırdı.
Tepki vermişti. Belki Evren’in tanıdığı Bahar gibi değil, sanki tüm
duygularını derinlere gömmüş gibiydi, ama o bakışta… hüzün ve kederin izleri
vardı. Evren bunu yakaladı, fark etti — ve bir nebze cesaret buldu.
duygularını derinlere gömmüş gibiydi, ama o bakışta… hüzün ve kederin izleri
vardı. Evren bunu yakaladı, fark etti — ve bir nebze cesaret buldu.
— Bir şansımız var sadece, — diye devam etti, onun yüzündeki en küçük
hareketi bile takip ederek. — Hastada yapışıklık var. Sensiz yapamam çünkü
sadece sen biliyorsun, nasıl kurtarılacağını.
hareketi bile takip ederek. — Hastada yapışıklık var. Sensiz yapamam çünkü
sadece sen biliyorsun, nasıl kurtarılacağını.
Bahar gözlerini onunkilerden ayırmıyordu. Evren hastadan söz ediyordu, ama
aslında başka bir şeyden de bahsediyordu, onlardan. Bahar derin bir
nefes aldı, Evren de onunla birlikte nefes aldı. O nefes verdi, Evren de…
Sessizlik içinde nefes alıp veriyorlardı. Diğer odadan gelen sesler bile bu anı
bozamıyordu. Ev, herkesle birlikte yaşıyordu, ve Evren bu ritmi ilk kez bu
kadar derinden hissetti. Bu evin sıcaklığını ilk kez böyle hissetti.
aslında başka bir şeyden de bahsediyordu, onlardan. Bahar derin bir
nefes aldı, Evren de onunla birlikte nefes aldı. O nefes verdi, Evren de…
Sessizlik içinde nefes alıp veriyorlardı. Diğer odadan gelen sesler bile bu anı
bozamıyordu. Ev, herkesle birlikte yaşıyordu, ve Evren bu ritmi ilk kez bu
kadar derinden hissetti. Bu evin sıcaklığını ilk kez böyle hissetti.
— Seni ikna etmeye gelmedim, — dedi fısıldayarak, onun dudaklarından
gözlerini ayırmadan. — Sensiz yapmam demek, başaramam demek değil… Ama
birlikte yaparsak, o kadın kurtulur.
gözlerini ayırmadan. — Sensiz yapmam demek, başaramam demek değil… Ama
birlikte yaparsak, o kadın kurtulur.
Bahar onu dinliyordu. Ne başını çevirdi, ne tekrar telefona uzandı.
Gözlerinin içine baktı. Sonra fincanı aldı ve bir yudum kahve içti. Burası
teras değildi belki, ama yine de birlikte kahve içiyorlardı. Yine işten
bahsediyorlardı… ya da en azından deniyorlardı.
Gözlerinin içine baktı. Sonra fincanı aldı ve bir yudum kahve içti. Burası
teras değildi belki, ama yine de birlikte kahve içiyorlardı. Yine işten
bahsediyorlardı… ya da en azından deniyorlardı.
— Alya… benim hastam, — dedi Evren, Bahar otururken kenara ittiği dosyayı
bu kez önüne doğru kaydırarak. — Eğer hata yaparsak, anesteziyi bile
kaldıramaz.
bu kez önüne doğru kaydırarak. — Eğer hata yaparsak, anesteziyi bile
kaldıramaz.
Bahar ciddileşti. Böyle bir hastayı hatırlamıyordu. Belki o cenazelerle ve
Esra’yla meşgulken gelmişti dosya.
Esra’yla meşgulken gelmişti dosya.
— Benim de bir hastam var, Evren, — dedi sonunda, sesi bu kez daha
canlıydı, gerçekti. — Zor bir vaka. Bebeğin biri yeterli beslenemiyor ama
sağlıklı. Diğeri ise patolojik, alınması gerekiyor. — Konuşurken sesi
mekanikti, sanki çoktan kabullenmişti olacakları. — Annenin kalp sorunu var.
Risk çok yüksek, ameliyatı kaldıramayabilir.
canlıydı, gerçekti. — Zor bir vaka. Bebeğin biri yeterli beslenemiyor ama
sağlıklı. Diğeri ise patolojik, alınması gerekiyor. — Konuşurken sesi
mekanikti, sanki çoktan kabullenmişti olacakları. — Annenin kalp sorunu var.
Risk çok yüksek, ameliyatı kaldıramayabilir.
— Kalbiyle ilgili ne var? — dedi Evren, kahvesinden bir yudum alarak.
Bahar başını iki yana salladı:
— Eğer ameliyatı atlatır ve çocuğu doğurursa, sonra donör aramaya
başlanabilir. Ama babası işlerin çok zor olduğunu söylüyor, — derin bir nefes
aldı.
başlanabilir. Ama babası işlerin çok zor olduğunu söylüyor, — derin bir nefes
aldı.
— Neden bu kadar bekleniyor? — diye sordu Evren. — Servis artık açık. —
Ardından ekledi: — Sisteme kaydederim, sıraya alınır.
Ardından ekledi: — Sisteme kaydederim, sıraya alınır.
Bahar yavaşça fincanı masaya koydu ve ona döndü:
— Bölüm mü? Sistem mi? Neyden bahsediyorsun, Evren? — Bu soruyu
sormak istememişti, ama sormak zorunda kalmıştı.
sormak istememişti, ama sormak zorunda kalmıştı.
Tanrım, ne kadar güzeldi… Evren, onun bu kadar yakınında olmasından nefesi
kesilmiş gibi hissetti. Kalbi hızla çarpıyor, nefesi derinleşiyordu. O saç
bandı ne kadar yakışıyordu ona… Ve Evren’in tek isteği, elini uzatıp o bandı
çıkarmak, saçlarının omuzlarına dökülmesine izin vermekti. Sonra boynuna bir
öpücük kondurup yüzünü o saçlara gömmekti.
kesilmiş gibi hissetti. Kalbi hızla çarpıyor, nefesi derinleşiyordu. O saç
bandı ne kadar yakışıyordu ona… Ve Evren’in tek isteği, elini uzatıp o bandı
çıkarmak, saçlarının omuzlarına dökülmesine izin vermekti. Sonra boynuna bir
öpücük kondurup yüzünü o saçlara gömmekti.
— Ne? — Kendini bu düşüncelerden zorla çekip çıkardı. — Hastanede
organ nakli bölümü açıldı.
organ nakli bölümü açıldı.
Bahar irkildi. Neredeyse burun buruna gelmişlerdi. Artık o da onun
yakınlığını hissediyordu — parfümünün kokusunu, bedeninin sıcaklığını… Tam geri
çekilmek üzereyken, Evren elini onun eli üzerine koydu, onu durdurdu,
aralarındaki mesafeyi açmasına izin vermedi.
yakınlığını hissediyordu — parfümünün kokusunu, bedeninin sıcaklığını… Tam geri
çekilmek üzereyken, Evren elini onun eli üzerine koydu, onu durdurdu,
aralarındaki mesafeyi açmasına izin vermedi.
— Hastanı tanımak istiyorum, — dedi, onun elini hafifçe sıkarak. — Onu
birlikte takip edebiliriz. Tıpkı benim hastam gibi.
birlikte takip edebiliriz. Tıpkı benim hastam gibi.
Bahar bir an afalladı, ne demek istediğini tam anlayamamıştı. İşte, Evren
artık onu tanıyordu. İçinden gülümsemek geldi ama kendini tuttu. Ona yeniden
güvenmesi için sabrının her zerresine ihtiyaç vardı.
artık onu tanıyordu. İçinden gülümsemek geldi ama kendini tuttu. Ona yeniden
güvenmesi için sabrının her zerresine ihtiyaç vardı.
— Alya, 31 yaşında, çoklu organ yetmezliği… ağır bir bağışıklık sistemi
çökmesi sonrası, — anlatmaya başladı. Parmak ucu hâlâ Bahar’ın avucunu
okşuyordu, onun elini çekmesine izin vermiyordu. Gözlerini de kaçırmasına. —
Derin endometriozis ve ciddi yapışıklık… çift nakil sırasında kanama riski
yüksek.
çökmesi sonrası, — anlatmaya başladı. Parmak ucu hâlâ Bahar’ın avucunu
okşuyordu, onun elini çekmesine izin vermiyordu. Gözlerini de kaçırmasına. —
Derin endometriozis ve ciddi yapışıklık… çift nakil sırasında kanama riski
yüksek.
Bahar ciddileşmişti. Sözünü kesmeden dikkatle dinliyordu. Mutfak kapısından
önce Uraz başını uzattı, ardından Siren gelip Evren’in koluna hafifçe dokundu.
Arkalarında Yusuf belirdi. Hepsi durmuş, karmaşık tıbbi vakayı dinliyordu.
önce Uraz başını uzattı, ardından Siren gelip Evren’in koluna hafifçe dokundu.
Arkalarında Yusuf belirdi. Hepsi durmuş, karmaşık tıbbi vakayı dinliyordu.
— Spesifik yapışıklıklar. Eğer yanlışlıkla dokunulursa, karaciğere
ulaşmadan önce kan kaybından ölebilir. Onu sensiz ameliyat masasına yatırmam,
Bahar, — dedi Evren, bir an durarak. Bahar’ın avucuyla olan teması kesmemişti —
onun izin verdiği tek temastı. — Her şeyini korumak istiyor. Belki asla çocuk
sahibi olamayacak, ama yine de ihtimali bilmek istiyor… Ona söz verdim, — derin
bir nefes aldı, — ve Jennifer’a da. Senin, koruyabileceğin şeyi asla kaybetmene
izin vermeyeceğini biliyorum.
ulaşmadan önce kan kaybından ölebilir. Onu sensiz ameliyat masasına yatırmam,
Bahar, — dedi Evren, bir an durarak. Bahar’ın avucuyla olan teması kesmemişti —
onun izin verdiği tek temastı. — Her şeyini korumak istiyor. Belki asla çocuk
sahibi olamayacak, ama yine de ihtimali bilmek istiyor… Ona söz verdim, — derin
bir nefes aldı, — ve Jennifer’a da. Senin, koruyabileceğin şeyi asla kaybetmene
izin vermeyeceğini biliyorum.
— Jennifer ne alaka? — Bahar biraz daha yaklaştı.
Bu isim onu tedirgin etmişti. Jennifer demek Amerika demekti. Ama Evren
hâlâ buradaydı, karşısındaydı. Bir bölümden, bir sistemden bahsediyordu.
Teşhisleri anlıyordu, ama neden bu kadar büyük bir operasyon?
hâlâ buradaydı, karşısındaydı. Bir bölümden, bir sistemden bahsediyordu.
Teşhisleri anlıyordu, ama neden bu kadar büyük bir operasyon?
— Çift nakil mi? — Uraz sonunda sessizliği bozdu ve öne çıktı. — Beni de
alın takıma, — dedi.
alın takıma, — dedi.
— Katılmak istiyorum, — Siren hemen ardından atıldı. — Profesör, yardıma
ihtiyacınız olursa hazırım. Hangi blok olursa olsun, her rolü üstlenirim.
ihtiyacınız olursa hazırım. Hangi blok olursa olsun, her rolü üstlenirim.
Yusuf parmaklarının titrediğini gizlemeye çalışıyor, gözleriyle telaşla
kalem ve not defteri arıyordu, duyduklarını yazmak istiyordu.
kalem ve not defteri arıyordu, duyduklarını yazmak istiyordu.
Evren sadece Bahar’a bakıyordu:
— Sana bir doktor olarak, bir doktordan ricada bulunuyorum, — dedi.
Diğerlerini artık umursamıyordu. Evet, Bahar’ın ailesi için aniden ilgi çekici
biri haline gelmişti, daha da ilginç olacaktı… ama sonra. Şimdi önemli olan tek
şey Bahar’dı. En azından bir meslektaş olarak bile olsa. — Sen, kadınları ölüm
sınırında yalnız bırakmazsın, — dedi. — Alya’nın sana ihtiyacı var. Benim de.
Jennifer’ın da.
Diğerlerini artık umursamıyordu. Evet, Bahar’ın ailesi için aniden ilgi çekici
biri haline gelmişti, daha da ilginç olacaktı… ama sonra. Şimdi önemli olan tek
şey Bahar’dı. En azından bir meslektaş olarak bile olsa. — Sen, kadınları ölüm
sınırında yalnız bırakmazsın, — dedi. — Alya’nın sana ihtiyacı var. Benim de.
Jennifer’ın da.
— Anneme hepimizin ihtiyacı var, — dedi Umay, mutfağa girerek, vazodan bir
elma aldı.
elma aldı.
Evren isteksizce Bahar’ın elini bıraktı. O anda fark etti, artık herkes
mutfağa toplanmıştı. Küçükler dışında, muhtemelen onları bakıcıya teslim
etmişlerdi… Yazık. Onları da desteklemek isterdi, ama vakti vardı, artık
hepsine vakti olacaktı. Bahar’ın ona hafifçe yönelirken bedenindeki o küçük
titremeyi hissetmişti. Her şey bekleyebilirdi, o da beklerdi. Önemli olan
Bahar’dı. Onun amacı buydu. Ve onunla birlikte, birlikte ameliyat yapmaya,
düşmeye, yükselmeye hazırdı. Yeter ki birlikte olsunlar.
mutfağa toplanmıştı. Küçükler dışında, muhtemelen onları bakıcıya teslim
etmişlerdi… Yazık. Onları da desteklemek isterdi, ama vakti vardı, artık
hepsine vakti olacaktı. Bahar’ın ona hafifçe yönelirken bedenindeki o küçük
titremeyi hissetmişti. Her şey bekleyebilirdi, o da beklerdi. Önemli olan
Bahar’dı. Onun amacı buydu. Ve onunla birlikte, birlikte ameliyat yapmaya,
düşmeye, yükselmeye hazırdı. Yeter ki birlikte olsunlar.
— Komite operasyona onay verdi. Lojistik çözüldü. Jennifer, yarın sabah
Alya ile birlikte yola çıkıyor, — dedi Evren ve kahvesinden bir yudum aldı.
Alya ile birlikte yola çıkıyor, — dedi Evren ve kahvesinden bir yudum aldı.
— Hasta Amerika’dan mı geliyor? — diye kaşlarını çattı Bahar. — Bu
halde mi? Evren, — koltuktan kalktı. — O yolculuğu kaldıramaz. Bunu
nasıl kabul edersin? — Ona döndü, gözleri alev alevdi.
halde mi? Evren, — koltuktan kalktı. — O yolculuğu kaldıramaz. Bunu
nasıl kabul edersin? — Ona döndü, gözleri alev alevdi.
Artık herkesin bakışları Evren’in üzerindeydi. Sadece Umay, ilgisini
gizlemeyen bir ifadeyle buzdolabına yaslanmış, elma kemiriyordu.
gizlemeyen bir ifadeyle buzdolabına yaslanmış, elma kemiriyordu.
— Çift nakil… — Yusuf mırıldanıyordu. Gözleri içeriden yanıyormuş gibi
parlıyordu, artık Evren’e bir tanrı gibi bakıyordu.
parlıyordu, artık Evren’e bir tanrı gibi bakıyordu.
— Eğer her şey yolunda giderse, — dedi Evren, boş fincanını sehpaya
koyarak. — Ve her şey yolunda gidecek… — buna inanmak istiyordu. — Akreditasyon
alacağız, bölüm ek finansman alacak. Esra’ya da yardım edebileceğiz. Ona
doğurma şansı vereceğiz, Bahar, — sadece ona bakıyordu. — Ona kalp bulacağız.
koyarak. — Ve her şey yolunda gidecek… — buna inanmak istiyordu. — Akreditasyon
alacağız, bölüm ek finansman alacak. Esra’ya da yardım edebileceğiz. Ona
doğurma şansı vereceğiz, Bahar, — sadece ona bakıyordu. — Ona kalp bulacağız.
Yusuf’un gözleri daha da büyüdü. Yerinde zor duruyor, dudaklarını ısırarak
soru sormamak için kendini zor tutuyordu. O an tüm tereddütlerini bir kenara
attı. Evet, Bahar haklıydı. Bu evde doktorlar çoktu. Ve böyle vakalar
tartışılıyordu. Evren’in onun hocası olmasını istiyordu, sadece o.
soru sormamak için kendini zor tutuyordu. O an tüm tereddütlerini bir kenara
attı. Evet, Bahar haklıydı. Bu evde doktorlar çoktu. Ve böyle vakalar
tartışılıyordu. Evren’in onun hocası olmasını istiyordu, sadece o.
Bahar sehpaya yaklaştı, ellerini üzerine dayadı, eğildi:
— Alya uçakta ölecek, Evren, ne diyorsun sen? — Biraz daha yaklaştı.
Evren masaya yaslanarak doğruldu, yüzü ona öylesine yakındı ki neredeyse
alınları değiyordu:
alınları değiyordu:
— Kapsül, — dedi sadece bir kelimeyle. — Kalp ve karaciğer uyumlu
bağışçı kompleksi Pera’ya gönderildi bile. Bahar, senin kararın? — Göz
göze geldiler, mutfağının ortasında, masaya yaslanarak.
bağışçı kompleksi Pera’ya gönderildi bile. Bahar, senin kararın? — Göz
göze geldiler, mutfağının ortasında, masaya yaslanarak.
— Bahar, — diye seslendi Siren sabırsızca.
— Anne, — Uraz yanağını kaşıyarak söylendi.
Herkes adeta nefesini tutmuştu, onun cevabını bekliyordu.
— Sen hastanede mi kalıyorsun? — dedi Bahar birden. — Senin için bir
bölüm mü açıldı? Rengin buna nasıl izin verdi? — Şaşkınlığı yüzüne yansımıştı.
bölüm mü açıldı? Rengin buna nasıl izin verdi? — Şaşkınlığı yüzüne yansımıştı.
Onun sorusu, sabırsızca cevabını bekleyenlerin hayal kırıklığına neden
oldu. Bekledikleri bu değildi.
oldu. Bekledikleri bu değildi.
— Demek ki Evren gitmiyor, anne, — dedi Umay elmayı kemirmeye devam ederek.
— İstanbul’da kalıyor.
— İstanbul’da kalıyor.
Bahar duymuştu ama aslında duymamış gibiydi. Gözleri Evren’in yüzüne
odaklanmıştı. Şimdi fark etmişti göz altındaki halkaları, birkaç günlük
sakalını… O akşam pürüzsüzdü cildi, yoksa onun tenini çizerdi. Demek ki
kalmıştı, gitmemişti. Kaşının biri hafifçe kalktı, diğeri ise hâlâ çatılıydı.
Sandalyeyi çekip karşısına oturdu. Evren ise kanepede yerini aldı.
odaklanmıştı. Şimdi fark etmişti göz altındaki halkaları, birkaç günlük
sakalını… O akşam pürüzsüzdü cildi, yoksa onun tenini çizerdi. Demek ki
kalmıştı, gitmemişti. Kaşının biri hafifçe kalktı, diğeri ise hâlâ çatılıydı.
Sandalyeyi çekip karşısına oturdu. Evren ise kanepede yerini aldı.
Bahar dirseklerini masaya koydu, çenesini ellerine dayadı. Hafifçe
sallanıyordu. Dosyayı almak ve incelemek için sabırsızlanıyordu ama Evren’in ne
teklif ettiğini hâlâ tam anlamamıştı. Çünkü o Naz ile birlikte yaşıyordu ama
davranışları garipti.
sallanıyordu. Dosyayı almak ve incelemek için sabırsızlanıyordu ama Evren’in ne
teklif ettiğini hâlâ tam anlamamıştı. Çünkü o Naz ile birlikte yaşıyordu ama
davranışları garipti.
— Şöyle yapalım, — dedi Evren, dosyayı ona doğru iterek. — Sen benim vakamı
incele, ben de seninkini. Sonra fikirlerimizi paylaşırız.
incele, ben de seninkini. Sonra fikirlerimizi paylaşırız.
Umay ellerini yıkayıp havluyla kuruturken, Siren, Uraz ve Yusuf göz
devirdi. Hepi sabırsızdı. İlk kez böyle bir vakayı yakından inceleme fırsatları
oluyordu.
devirdi. Hepi sabırsızdı. İlk kez böyle bir vakayı yakından inceleme fırsatları
oluyordu.
Bahar başını hafifçe salladı, gözlerini kapattı. Her şey çok kırılgandı…
Ama reddedemezdi — ilginçti. Spor merakı değildi bu. Hayat kurtarmayı
seviyordu, kahramanlık için değil, insanlar için. Tıpkı Esra gibi… Ve belki de
gerçekten bir şans vardı. Evren’in sunduğu bir şans. Belki Serhat görememişti
bazı şeyleri, çünkü bir babaydı, çünkü çok seviyordu.
Ama reddedemezdi — ilginçti. Spor merakı değildi bu. Hayat kurtarmayı
seviyordu, kahramanlık için değil, insanlar için. Tıpkı Esra gibi… Ve belki de
gerçekten bir şans vardı. Evren’in sunduğu bir şans. Belki Serhat görememişti
bazı şeyleri, çünkü bir babaydı, çünkü çok seviyordu.
— Peki, — dedi sonunda ve doğruldu.
Telefonunu aldı, kilidini açtı, Doruk ile olan yazışmalarını buldu ve
Evren’e uzattı:
Evren’e uzattı:
— Doruk bana her şeyi gönderiyor, — dedi. — Galeride bazı şeyler var, bak.
Birkaç günlük dinamik var. Yarın ya da ertesi gün ameliyat yapmayı planlıyorum.
Daha fazla beklersek ikinci bebek de Esra da tehlikeye girer.
Birkaç günlük dinamik var. Yarın ya da ertesi gün ameliyat yapmayı planlıyorum.
Daha fazla beklersek ikinci bebek de Esra da tehlikeye girer.
O sırada Alya’nın dosyasını açıyordu. Uraz ve Siren Bahar’ın arkasına
eğilmiş, omzunun üzerinden bakıyorlardı. Yusuf, Evren’in yanına oturmuştu.
Biraz daha yaklaştı, analiz okuma pratiğini hatırlamaya çalışıyordu.
eğilmiş, omzunun üzerinden bakıyorlardı. Yusuf, Evren’in yanına oturmuştu.
Biraz daha yaklaştı, analiz okuma pratiğini hatırlamaya çalışıyordu.
— Evren, Evren, — Bahar verileri incelerken mırıldanıyordu.
— Bahar, — dedi Evren, telefondan gözünü ayırarak. — Alya…
Jennifer’ın yeğeni.
Jennifer’ın yeğeni.
— Evreeeeen, — dedi Bahar, gözlüğünü takarak.
Yusuf bir ona, bir Bahar’a bakıyordu. Ne dediklerini anlamıyordu. Evren’den
bir açıklama bekliyordu ama o sadece telefonu inceliyordu. Bahar da öyle.
Herkes birden sessizleşmişti. Dosyaya gömülenler, telefona dalanlar… Uraz
sandalyesini yana çekmeye hazırdı. Siren neredeyse Bahar’ın sırtına
yaslanmıştı.
bir açıklama bekliyordu ama o sadece telefonu inceliyordu. Bahar da öyle.
Herkes birden sessizleşmişti. Dosyaya gömülenler, telefona dalanlar… Uraz
sandalyesini yana çekmeye hazırdı. Siren neredeyse Bahar’ın sırtına
yaslanmıştı.
Evren birkaç görseli inceledikten sonra durdu. Bahar’ın telefonundaki bir
fotoğraf karşısında donakaldı. Fotoğrafta, mutfağında sabahlıkla duran Naz
vardı. Gözlerine inanamıyordu. Yusuf öksürdü, gözlerini kaçırdı, hatta biraz
uzaklaştı. Bu anın şahidi olmak istememişti.
fotoğraf karşısında donakaldı. Fotoğrafta, mutfağında sabahlıkla duran Naz
vardı. Gözlerine inanamıyordu. Yusuf öksürdü, gözlerini kaçırdı, hatta biraz
uzaklaştı. Bu anın şahidi olmak istememişti.
— Çıkın, — dedi Evren aniden, sert ve keskin bir tonda.
Bahar gözlüğünün üzerinden ona baktı, şaşkındı.
— Herkesi dışarı istiyorum, — dedi Evren, yerinden fırlayarak.
Elinde hâlâ Bahar’ın telefonu vardı.
Elinde hâlâ Bahar’ın telefonu vardı.
Bahar kaşlarını çattı. Alya’nın dosyasına gömülmüştü, gerçekliğe dönmekte
zorlandı.
zorlandı.
Yusuf hemen kapıya yöneldi. Fotoğraftaki kadını net görmüştü. Sıradan bir
görüntüydü… Ama Evren neden bu kadar sinirlenmişti? Bu fotoğraf neden Bahar’ın
telefonundaydı?
görüntüydü… Ama Evren neden bu kadar sinirlenmişti? Bu fotoğraf neden Bahar’ın
telefonundaydı?
— Profesör… — diye başladı Uraz.
— Çıkın, — Evren telefonu daha da sıkı kavradı.
— Uraz, — Siren onu kolundan tuttu.
Bahar sadece başıyla onayladı. Evren’i böyle uzun zamandır görmemişti. Ve
belli ki bu bir şaka değildi. Ama ne olduğunu da anlayamıyordu. Herkes mutfağı
terk eder etmez, Evren telefonu onun önüne koydu ve fotoğrafı açtı.
belli ki bu bir şaka değildi. Ama ne olduğunu da anlayamıyordu. Herkes mutfağı
terk eder etmez, Evren telefonu onun önüne koydu ve fotoğrafı açtı.
— Bu ne? — diye sordu.
Bahar önce gözlerini kapadı, sonra açtı, hafifçe burun kıvırarak
sandalyenin arkasına yaslandı, Evren’e baktı:
sandalyenin arkasına yaslandı, Evren’e baktı:
— Bunu bana mı soruyorsun? — dedi. — Benden mi açıklama
bekliyorsun? — sesi titriyordu. — Bu fotoğraftaki ben değilim — ve olsaydım
bile, buna hakkım olurdu, — dedi sakin bir şekilde.
bekliyorsun? — sesi titriyordu. — Bu fotoğraftaki ben değilim — ve olsaydım
bile, buna hakkım olurdu, — dedi sakin bir şekilde.
— Naz benim sevgilim değil, — dedi Evren, çok sessiz ve yavaş bir
tonla.
tonla.
— Ama birlikte yaşıyorsunuz, — diye karşılık verdi Bahar, dosyayı
kapatarak.
kapatarak.
— Naz’la yaşamıyorum, — Evren’in nefesi daralmıştı.
— Sen öyle diyorsun, ama gerçekler farklı, — Bahar yerinden
kalkmadan konuştu.
kalkmadan konuştu.
Bir kahve içmek isterdi, hatta elindeki fincan dolu olsaydı, Evren’in
yüzüne dökmek bile isterdi. Ama fincanı çoktan boştu.
yüzüne dökmek bile isterdi. Ama fincanı çoktan boştu.
— Bu fotoğraf sana nereden geldi? — Evren onun arkasında duruyordu.